"; function search(frm) { win = window.open("","","scrollbars"); win.document.write(page); txt = frm.srchval.value.split(" "); fnd = new Array(); total=0; for (i = 0; i < item.length; i++) { fnd[i] = 0; order = new Array(0, 4, 2, 3); for (j = 0; j < order.length; j++) for (k = 0; k < txt.length; k++) if (item[i][order[j]].toLowerCase().indexOf(txt[k]) > -1 && txt[k] != "") fnd[i] += (j+1); } for (i = 0; i < fnd.length; i++) { n = 0; w = -1; for (j = 0;j < fnd.length; j++) if (fnd[j] > n) { n = fnd[j]; w = j; }; if (w > -1) total += show(w, win, n); fnd[w] = 0; } win.document.write("

Toplam Sonuç: "+total+"
"); win.document.close(); } function show(which,wind,num) { link = item[which][1] + item[which][0]; line = ""+item[which][2]+" Score: "+num+"
"; line += item[which][4] + "
"+link+""; wind.document.write(line); return 1; }
 
Site İçinde Ara
Amatör Olta Balıkçılığı
Forum Deniz Tatlı Su Ziyaretçi Defteri Anılar İletişim
OLTA UYGULAMALARI 2

Her Suyun, Her Balığın Takımı Farklıdır; Yanlış Takım Boşa Bekletir, Boş Döndürür

 |Sarkıtmalar|Çapariler|Zokalı Takımlar|Savurma  Dip Takımları|Sürütmeler |


Zokalı Takımlar

 

Zokalı takımlar, hemen hemen her balığın avından her türlü uygulamada kullanılırlar. Sarkıtma, dip takımı, yeldirme, hatta akıntı ile hafifçe sürüklenen sandaldan dip sürütmesi gibi bile kullanılır. Bu kadar geniş ve değişik kullanım alanlarını burada tek tek anlatmak tabii ki mümkün değildir. Zokaların ne olduğu, tipleri ve isimleri de oltacılıkta kullanılan malzemeler sayfasında genişçe açıklanmıştır.

Yine de burada kısaca bakarsak zokalar karagöz avında yeldirme olarak, gece lüfer yemlisi, orfoz lahoz gibi balıkların avında sarkıtma olarak, lüfer, çinekop avında dip oturtması olarak, lipsoz, kırlangıç gibi balıkların avında dip sürütmesi gibi kullanılabilir. Kamışın ucunda kullanılan pirçol zokalı takımlara salyema denir. Pişkova veya ovalama adları ile bilinen zokalar ve bir zoka türü olan yüksüklerin kullanımı atıp çekme, zaman zaman sürütme hatta yeldirme uygulamasıdır. Kısaca zokalar ve zokalı takımların farklı uygulamalarına ilgili balıkla birlikte tek tek değinilmektedir. Burada sadece daha önceden pek değinmediğimiz pişkova ve ovala isimli yünlü zokaların küçüğü sayılan iki tip zokaya ve pirçol zokaya değineceğiz.

Önce pirçol zokalar. Pirçol, aslında tüm küçük zokaların genel adıdır. Bununla birlikte farklı tipteki zokalara farklı isimler verilebilir. Bunları oltacılıkta kullanılan malzemeler sayfasının zokalar kısmında anlattık. Pirçollar en fazla 5-10 gıram ağırlıkta 8-10 mm., boyda olurlar.

Burada konumuz pirçolun kullanımı ve nerelerde kullanılacağı. Pirçol ile kıyılarda, iskele üstlerinde sarkıtma gibi kullanarak izmarit, istavrit hatta kefal gibi balıkları da yakalamak mümkündür. Bu durumda pirçolun yemi midye içinden, sülüneze, akyeme kadar çok değişik olabilir. Pirçolun yaygın ve bilinen kullanımlarından biri de serbest beden veya yeldirme olarak kullanılması ve bu şekilde karagöz avıdır. Takımın düzenlenmesi alttaki gibidir. Ama pirçolla karagöz avı için öncelikle bazı şartların yerine gelmesi lazımdır.

Birincisi takım yeldirme gibi kullanılacağından akıntılı yer bulunması şarttır. Burunbaşları, anaforlar, farklı akıntıların karşılaştıkları yerlerde hem akıntı yeterince hızlıdır pirçol kullanmaya olanak sağlar hem de karagöz gibi pek çok balığın da yem beklediği, yemlendiği yerlerdir. Buraya dikkat etmek gerek balıklar bazı istisnalar dışında genelde akıntı içinde yemlenmez, akıntıların eteklerinde akıntı ile savrulup gelecek yemleri bekleyerek yemlenirler. Akıntı rüzgar gibi atmosferik etkilerle ortaya çıkan yüzeysel akıntı demek değildir. Suyun yoğunluk farkı, seviye farkı gibi herhangi bir fiziksel nedenle kütle olarak akmasıdır. Bu akıntının su üstüne kadar yükselmesi su üstünden de farkedilebilir olmasında, yer bulmak açısından yarar vardır. Bu şartlar aslında yeldirme kullanımının temel şartlarıdır ve bu uygulamada pirçol da serbest beden veya yeldirme gibi kullanılacağından dikkat edilmelidir.

İkici olarak pirçol serbest bedenden farklı olarak gece değil gündüz ve nispeten daha derince sularda kullanılır. Soğuk havalarda balıklar derinlere çekildiklerinden civalanmış, yemlenmiş pirçolu balıklara göstermek pek mümkün olmaz. O halde pirçol ile karagöz avı daha çok sıcak günlerde yani yaz aylarına mahsus bir uygulamadır. Sıcak havalarda özellikle karagözler akıntı kenarlarında yükselerek orta sularda hatta daha yukarılarda yemlenirler. İşte bu pirçol için en verimli şartlar oluştu demektir. Takımın kullanımı karagöz balığının hikayesi ve avlanması kısmının konusu olduğundan burada daha fazla detaya girmeden geçiyoruz.

Pişkova ve ovala da birer zoka türüdür (Res 2). Uskumru, sarıkanat, kolyoz, istavrit gibi balıkların sürüler halinde bulunduğu zamanlarda oldukça zevkli bir av aracıdır. Hatta bazen çeşitli taş balıkları da tadına bakmak için ovala veya pişkovaya saldırır, sonrası malum. Pişkova ve ovalama arasındaki tek fark ovalama, adı üstünde ovalanarak yuvarlatılmış gibi iken, pişkova köşeli yapıdadır. En ağırları 20 gıram ağırlıkta, 4-5 santim boyda olur. Yemli veya yemsiz olarak kullanılabilirler. Her iki halde de mutlaka civalanarak parlatılmış olmalıdırlar. Yemleri genelde akyemdir. Daha çok kuyrukaltı yem kullanılırken, sülük kesilmiş akyemler de oldukça başarılıdır.

Takım pirçol zokanın kullanıldığı her yerde kullanılabileceği gibi, sert akıntı nedeni ile pirçolun kullanılamadığı yerlerde de kullanılabilir. Kıyıdan atıp çekme veya yürütülen sandal arkasından sürütme şeklinde de kullanılırlar. Sandaldan kullanılırken, ister yemli ister yemsiz olsun atıldıktan sonra çapari gibi kol boyu çekilerek tekrar salınır akıntı ile hem savrulması hem de biraz daha batması sağlanır. Günümüzde modern takımlar nedeni ile kullanım alanı gittikçe daralan bu eski ustalardan kalma takım ucuz olduğundan balığın bolca bulunduğu yerlerde verimli ve zevkli olabilir.

Zokalı takımlar istenirse el oltası istenirse makinalı takım olarak da düzenlenebilir.

Sayfabaşı

Savurma Dip Takımları

 

Bu takımın da adı üstünde savrularak atılacak ve dipte duracak. Öyle ise bu takımı kullanmak için illa tekneye ihtiyaç yoktur, kıyıdan da kullanılabilir. Uygulamada da kıyıdan en çok kullanılan takımlar bunlardır. Çok farklı şekillerde donatılabilirler; mesela yukarıda gösterilen sarkıtma takımları rahatlıkla savurma dip takımı olarak da kullanılabilir. Ağırlıklı veya ağırlıksız olarak da düzenlenebilir. Zokalı olarak düzenlenen dip takımları da vardır. Kısaca hem iç sularda hem de denizlerde bolca farklı uygulamasını görmek mümkündür. Üstte hem tatlı sularda hem de denizlere kullanılabilecek bir dip takımı varken, Dikine duran örnek daha çok denizlerde özellikle kıyıdan levrek avında kullanılan bir dip takımı örneğidir.

Yalnız bu takımın kullanılacağı yerlerin bazı özellikleri olmalıdır. Bu özelliklere dikkat etmek gerekir. Bir kere dibi taşlık kayalık yerlerde bu takım kullanılamaz. Atar atmaz takılır takıma veda edersiniz. Dibin temiz tercihen kumluk olması gerekir. Kırmalık iri taşlı diplerde takılma o kadar problem gibi görünmeyebilir. Ama bu tür yerlerlerde de balığa yem göstermek mümkün olmaz. Yemlenmiş iğne genelde iri çakılların arasına düşer ve çevrede balık olsa bile yemi bulamaz. Zaten bu tür yerler balıkların yemlenmeleri için de uygun olmadığından iyi av yeri sayılmazlar. Dibin yosunlu olması da aynı problemi getirir; o halde bu tür bir yerde avlanılacak ise yemi balığa göstermek için bazı tedbirlere başvurmak gerekir. Yanda en altta buna örnek bir takım görülmektedir. İğneye bağlanan köpük veya mantar parçacıkları yemli iğneyi yükselterek yemin balıklarca görülmesini sağlar. Lüfer avında kullanılan mantarlı dip takımı da bu tür bir uygulamadır; bu takımda yemi yüzdüren mantar, parlak aluminyum folya gibi kağıtlara sarılırken bazen bu mantar parçalarının koyu renkli olması gerekebilir. Bu tür değişik zorunluluklar balıkları anlatırken tek tek açıklanmaktadır.

Dibin kumlu ve temiz yani yemi saklamayacak şekilde olması gerektiğini anladık. Ama bu da yetmez; dibi kumluk ve temiz diye plajların çevresinde bu takımı kullanırsak su kenarında iyi bir gün geçirilebilir de elde balık olmaz. O halde ikinci şart sessiz, sakin balıkların yemlenmelerine uygun bir yer olmalıdır.

Bu takımlar akıntılı yerlerde de kullanılabilir elbette. Özellikle tatlısularda nehirlerin akıntılı yerlerinde avlanıyor isek bu akıntının getireceği mahsurlara karşı tedbir almalıyız. Bu tedbirler bıyıklı balık kısmında anlatılmıştır.

Avlanması hedeflenen balığa göre bu takımların yemleri ekmekten, akyeme, ete kadar çok çeşitli olabilir. Tüm dip balıkları ve dipten de beslenen pelajik balıklar bu takımla yakalanabilir. Kıyıdan olduğu kadar istenirse sandaldan da kullanılabilirler.

Temel kullanma şeklinde; hazırlanıp yemlenen takım yukarıda uygun olduğu belirtilen bir yere atılır; olta ipi hafifçe gerdirilerek boşu alınır ve takım bir şekilde işaretlenerek balığın vurması beklenir. Uzun mesafe atışlar, işaretleme kolaylığı gibi nedenlerden dolayı özellikle kıyıdan kullanılan savurma dip takımları makinalı kamışlı takım olarak düzenlenir. El oltası olarak düzenlenmesi de verimi pek etkilemeyecektir.

Savurma dip takımlarının oluşturulmasında ağırlığın çalışır olması ile sabit olması arasında farklı görüşler vardır. Ağırlığın çalışır olması durumunda olta ipi en azından bir kulaç kadar delikli ağırlığın içinden kayar. yemi ağızlayan balık ağırlığı hissetmez ve daha kolay yutar görüşü vardır. Ben daha çok dip takımlarını bu şekilde hazırlıyorum. Diğer bir görüş ve uygulamada da ağırlığa sabit olan beden ve oltada balık yemi ağızladığında yutarken ağırlığın direnci ile iğnenin kendi kendine batmaya başlayacağıdır ki bu da doğrudur. Genel olarak huylu, tedirgin balıkların avında çalışır kurşunlu; daha av çekingen balıkların avında da sabit ağırlıklı takım kullanmak yerinde olur. Ama bunlar kesin kurallar değildir tabii ki; en önemli faktör amatörün bilgisi ve tecrübesidir.

Sitemizin devamlı okurlarından; resimler ve anılar sayfasında resimleri ve anıları olan Faruk ULUTÜRK; İzmir taraflarında kullandığı Dip Kıbrısı isimli takımın yapılışı ve kullanımını bize yollamış. Kıbrıs takımlar aslında kefal için ekmekle hazırlanır ve su üstünde yüzer durumda kullanılır; Faruk bu takımı değişik yemlerle savurma dip takımı olarak hazırlamış. Linki tıklayın bu güzel takımı tanıyın. 

Sayfabaşı

Sürütmeler

Su içinde çekilerek (sürütülerek) hareketlendirilen ve bu şekilde balıkların dikkatini çekerek, kıskandırarak, saldırmasını sağlayan takımlara sürütmeler denir. Bu tanımdan sonra sürütmeleri üç gruba ayırmak mümkündür.

Su üstü sürütmeleri

Dip sürütmeleri

Atıp çekmeler

Atıp çekmeler bir sürütme uygulaması olmakla beraber bu amaçla kullanılan takım ve tekniklerin çeşitliliği, özellikle tatlısularda yaygın ve zengin uygulamaları ile ayrı bir grupta alınmıştır.

Su üstü sürütmeleri

Genelde açık denizlerde ton balığı yavrusu, palamut, torik, lampuka, kılıç balığı, uskumru avında kullanılırlar. Yemleri genelde yapay yemlerdir; en yaygın kullanımı sasi veya mürekkep balığı taklidi yumuşak silikon yemlerdir. Denizlerde kullanılan silikon yemlerin saydam, parlak ve simli olması özellikle verimi arttırır. Yine de parlak olmak kaydı ile özellikle kırmızı, sarı gibi farklı renkleri denemekte yarar vardır. Palamut, torik gibi balıklar için tüylü çapari köstekleri de sıkça kullanılır. Yanda altta okyanuslarda kılıç balığı avında kullanılan mürekkep balığı benzeri etekli yapay yemler görülmektedir. Kılıç balığı, marlin gibi balıklara yapılan sürütmelerde doğal yemlerde kullanılır. Kullanılan doğal yemin boyutu hedeflenen balığa göre zarganadan toriğe kadar çeşitli boylardadır.

Yemli iğne (köstek) sayısı hedeflenen balığa ve yeme göre değişebilir. Yapay yemlerle yemlenmiş köstekler zaman zaman 50-70 kadar olabilirken doğal yem kullanılan takımlar genelde tek yemle gezdirilir. Marlin, kılıç balığı gibi büyük balıklar avlanıyor ise yemli iğne daima tek olarak kullanılır.

Bu takım ile genelde iri balıklar hedeflendiğinden ağır takımlardan sayılır, tüm düğümler çok sağlam olmalı, köstek bağlarına dikkat edilmelidir. Takım, saatte 2-3 mil süratle giden teknenin arkasından yaklaşık 70 kulaç kadar salınır. Bu şekilde burun başları, adaların akıntı altında kalan tarafları, dip yamaçlarının eteklerinde gezdirilir. Bir sürüye denk gelinmesi halinde, motorla doğrudan üstüne gitmemeli etrafından dolanıp yemi önlerine düşürmelidir, balık alınınca da sürüyü kaybetmeden daireler çizerek takip etmek gerekir. Genelde su üstü sürütmeleri yüzlemiş (oynağa kalkmış) balıkları amaçladığından sürü derine dalmadıkça takibi oldukça kolaydır. Yurdumuzda Çanakkale boğazı, Saros körfezi ve özellikle Akdeniz sahillerinde geniş kullanım alanı bu takımın ne yazık ki son yıllarda Marmara denizinde kullanımı oldukça kısıtlı sahada, genelde Tekirdağ'dan Çanakkale boğazına kadar olan alanlarda mümkündür. Farklı uygulamalar ve teknikler ile takımın balıklara göre hazırlanışı ve donatılması balıkların anlatıldığı sayfalarda ayrıca bulunabilir.

Dip Sürütmeleri

Sürütmenin ne olduğunu bildiğimize göre bunun da sürütmenin dipten çekileni olduğunu anlamış olmalıyız. Evet, daha çok derin sularda yaşayan balıkların, taş balıklarının, yaşamını dipte sürdüren veya pelajik balıkların avında kullanılan sürütme takımlarına dip sürütmesi denir. Dip sürütmesi denince yemin illa da dipte sürünerek geldiği düşünülmemelidir. Yandaki uygulamalara bakarsak üstteki resim daha çok sinarit gibi taş balıkları sınıfından balıklar için düzenlenen dibe yakın olarak sürütülen türdür. Bu takımda kıstırmalar öyle ayarlanmalıdır ki takım ne yere değmeli ne de uçarak yükselmelidir. Düzenlemesi ve kullanımı tecrübe gerektiren zor bir takımdır denebilir.

İkinci örnek ise çok daha genel bir uygulamadır. Lüfer grubu pelajik balıklardan taş balıklarına kadar pek çok balık için düzenlenir. Sürütme sırasında iskandil dibe değer; yemli beden de salınarak balığı kıskandıracak sekilde sürütülür. Bu takımın kullanılmasında dikkat edilmesi gereken iskendilin dip ile temasının kesilmemesidir. Sürütme sırasında dibe dokunan iskandilden gelen tıkırtıları balıkçı elinde hissetmelidir. Eğer dipten kesilmeler oluyor da takım uçuyor ise o zaman ya daha ağır iskandil kullanılmalı ya da sürütme hızı azaltılmalıdır. İskandil bedeninin boyu avı hedeflenen balığa göre seçilmelidir, bu örnekler balıklar ile birlikte anlatılmaktadır. Takım genelde olduğu gibi 2-3 mil süratle giden teknenin arkasından salınır. Salma işlemine bedenden başlanır; bir miktar salınan bedendeki yemin duruşuna bakılır bir terslik var ise takım toplanarak yem düzeltilir. Herşey normal ise bedenin tamamı salınır daha sonra iskandilde indirilir ve dibe değene kadar kaloma verilir. Dibe dokunduktan sonra takım elde tutularak sürütülür. Olta sandala 30-35 derece açı yapacak şekilde gelmeli, oltayı tutan iskandilin dipten gelen tıkırtılarını hissetmelidir. Veee, BALIK!!! Hadi balığı çekelim. Balık büyükse uğraşacaksınız, lüfer türünden olsa bile oltayı kesmemesi veya iğneyi atmaması için dikkatli olmalısınız. Üçlü fırdöndüye kadar iyi kötü kalomalı, kalomasız balık çekilir. Üçlü fırdöndüye gelindiğinde dikkat edilmelidir. İskandili alırken fazla zaman kaybedilir ise oltada da lüfer varsa büyük bir ihtimal balığa veda edeceksiniz. Buradan şunu anlıyoruz; üçlü fırdöndü ele geldiğinde iskandil bir kol hareketi ile içeri alınabilmeli beden çekilmeye devam edilmeli, balığın çekilişindeki ahenk bozulmamalıdır. Sinarit, akya gibi büyük balık çekiyorsak o zaman biraz oyalanmaya vaktimiz var demektir. Neden oyalanacağız? Teknenin yanına kadar binbir uğraşla çekilen büyük balık sandalı görünce çoğunlukla son bir hamle ile fişekler, oltayı elde tutmanın imkanı yoktur ya el kesilir ya olta kopar o zaman kaloma vereceğiz. Kaloma verilirken balık ilk hızla süratle dalacaktır, dalma sırasında iskandilin tekrar suya indirilmesi gerekebilir, peki iskandil nerede? Sandalın dibinde bir yerlerde. Böyle olursa ya fırlayıp gelen iskandil ile oltacı yaralanır veya bir yere sıkışan iskandil gerilerek kalomayı durdurur balıkta hala yeteri kadar güç var ise olta kopar. İskandili sandal içinde gelişi güzel atmak yanlıştır! Üçlü fırdöndü ele geldiğinde yine bir kol hareketi ile toplanan iskandil sandal içinde gerektiğinde hemen suya atılabilecek, çapariz vermeyecek şekilde bırakılmalıdır; işte bu kadar zaman kaybetmeye vaktimiz var daha fazlası gene olmaz. Bu takımın yemleri amaçlanan balığa göre canlı, akyem, karides, kaşık, yapay balık gibi çok çeşitlidir.

En alttaki sürütme türü de kırlangıç, iskorpit, lipsoz gibi dip balıklarının avında kullanılır. Kumluk zeminlerde iskandil dipten sürütülürken bedendeki yem dipten hafifçe yüksekte bazen de dibe sürünerek sallanır balığı kıskandırarak vurmasını sağlar. Yani amaç budur. Bu takımın kullanımında da önce beden indirilir yemin gelişine bakılır düzgün geliyor ise bedenin tamamı salınır iskandil de suya bırakılarak dibe inmeye devam edilir. İskandili indirirken acele etmemelidir, hızla inen iskandil bedeni geçer beden de iskandil üzerine sarılarak takımı bozar. Sürütme sırasında aynen üstteki tipte olduğu gibi iskandil dibe sürünmeli tıkırtılar elde hissedilmelidir. Takım sandala 30-35 derece açı ile gelmeli, uçma olmamalıdır. Bu takım motorla 2-3 mil hızla yürütülen tekneden kullanılacağı gibi rüzgar ile sürüklenmeye bırakılan tekneden de sürütülebilir. Bu uygulamanın yemi genelde akyemdir.

Dip sürütme takımlarının kullanılacağı yerler dibi kumlu veya hafif taşlık kırmalık yerlerdir. Kayalıklar etrafındaki kumluk alanlarda da gezdirilebilir ama kayalık, iri taşlarla kaplı alanlarda, batıkların üstünde kısaca çapariz verecek oltanın takılacağı yerlerde kullanılmazlar.

Tabii ki tüm sürütmeler bu kadarla sınırlı değildir altta görüleceği gibi farklı uygulamalar da vardır. Bu farklılıklar ve değişik uygulamalara balıklar anlatılırken değinilmektedir.

Sürütmeler hem tatlısularda hem denizlerde geniş uygulama alanı olan takımlardır. İstenirse makinalı kamışlı olarak da düzenlenebilirler.

Sürütme takımlarını kullanırken etrafta sizin gibi sürütme yapan diğer amatörlerin oltalarına takılmamaya avlarını bozmamaya dikkat etmek gerekir. Bu ustalığın ve centilmenliğin gereği, avcılığın kuralıdır. Bir de etrafta gezi yapan motorlara dikkat etmek gerekir; teknenin pervanesi takımı kesip atabilir; hem siz oltadan olursunuz hem de pervanesine misina dolanan tekne hasar görebilir.

Balık bulucu sonarların yaygınlaşıp amatörlerin kolayca alabileceği fiyata düşmeleri ile pek çok amatör bunlardan edindi. Sürütmelerde sattlerce gezilip balık yakalanamayan yerlerde balık bulucu ekranında orta sularda dolaşan iri balıklar amatörleri şaşkına çevirirken bunların nasıl yakalanacağı konusunda da çalışmalar ve gelişmeler başlamış oldu. İlk hedef yemi balığın olduğu derinliğe indirmek ve o derinlikte kalarak sürütmekti. Bunun için yapılacak tek şey ne kadar misina saldığımızı kontrol etmek olmalıydı. Ama bu çeşitli nedenlerden dolayı o kadar kolay olmadığı gibi ağır iskandili elde tutmak hem yorucu hem de kaymaması için sıkı sıkı tutulan oltaya vuran iri bir balık nedeni ile misinanın balıkçının elini ciidi şekilde kesmesi riski vardı. O zaman yemi kontrollu olarak istenen derinliğe indiren düzenek ve olta ayrı ayrı oluşturulup hem takım hafifiletildi hem de avcılık kolaylaştırıldı. Bu konuda gelişmeler sonuçta bugün kullanılan "derinlik kontrollu dip sürütme aletini" İmgilizce adı ile "downrigger" ortaya çıkardı. Bu aletin prensip resmini altta görüyorsunuz.

Bu resimde görülen donanımı tanıyalım.

1-Derinlik kontrollu derin su sürütme aleti, downrigger. Bu alet sandalın kıçına veya bordalardan birine monte edilir. Pek çok modelinde ayrıca kamışların takılabileceği düzenek de vardır. Bu düzenek yoksa kamışlar ya elde tutulacak ya da amatör kendisi bir şeyler yapacaktır. Bu alet el kumandalı veya elektrikli bir motor vasıtası ile ipini indirip çekebilecek şekildeol abilir. Üzerinde kaç metre derinliğe inildiğini gösteren bir sayaç bulunur.

2-Oltalar veya kamışlar.

3-Derinlik kontrollu sürütme aletinin ipi veya halatı. Genelde bu halat üzerinde de kaç metrede olduğunu gösteren işaretler bulunur. Ağır iskandili taşıyabilecek kalınlıkta ipten olabileceği gibi; kalın ipin sürütme sırasında su tutarak kavis yapması ve derinliğin değişmesi riskini azaltmak amacı ile ince çelik tellerden de yapılanı vardır.

4-İskandil. Bu iskandiller derinlik ve sulara göre 4 ile 10 kilo arasında değişir. Oldukça ağır olması, indirirken takımın uçarak derinlik konusunda yanılmaya neden olmaması içindir. İskandil ne kadar ağırsa halat da o kadar dik (apiko) duracak, derinlik daha hassas tespit edilecektir. Genelde kendi etrafında dönmesini engelleyecek kanat uzantısı olan bir küre şeklindedir.

5-Klipsler. Bu özel klipslere olta tutturulur. Piyasada oldukça fazla çeşidi vardır. Klipsler sürütme sırasında oltanın klipsten kurtulamayacağı kadar sıkı, balık vurduğunda da oltanın kurtulacağı kadar gevşek olacaktır. Pek çok amatör bugün hem daha ucuz hem de daha güvenilir buldukları için klips yerine lastik kullanmaktadır. Sürütme sırasında uzanıp gerilen lastik balık vuruduğunda koparak oltayı serbest bırakır. Uygun lastiği tespit etmek tecrübe ile olacaktır. Bir takıma birden fazla klips dolayısı ile birden fazla takım monte edilebilir.

6-Yemli iğneyi taşıyan bedenler. Bedenlerin uzunluğu balığa veya av sahasına göre 4-5 kulaçtan 7-8 kulaca kadar olabilir ama yabancı amatörler 4 kulacı pek geçmemektedir.

Yandaki resimde sandala monteli, üzerinde kamışın monte edileceği bir yeri olan el kumandalı, yani elektrikkli olmayan bir derinlik kontrollu sürütme aleti görülüyor. Takım hazır, ancak daha indirilip ava başlanmamış. Bu takımın bir özelliğine dikkat edin. Oltada ağırlık yok. Ağırlık sürütme aletinde, balık vurup takımı aletin ipinde ayırdı mı, balık doğrudan elinizdeki oltada. Böylece balığı çekerken bir de ağır iskandile karşı mücadele vermiyorsunuz; iskandil ele geldiğinde nereye konacağı telaşına düşmüyorsunuz, iskandil yok ki.

Bu aletler sadece denizler değil tatlı sularda da oldukça yaygın olarak kullanılmaktadır. Mesela Avrupa ve Amerika'da turna, somon, sudak avcıları derin göl ve akarsularda bu aleti çok yaygın olarak kullanmaktadır. Dergilerde resimlerini gördüğünüz pek çok iri balık bu alet yardımı ile yakalanmıştır.

Bu takımın yemi amaçlanan balığa göre yapay yem, yani yapay balık, yapay kalamar. kaşık olabileceği gibi; bütün ölü, canlı, tekgöz yemler ve bütün ölü kalamar da olabilir.

Bu aletin seçiminde bir kaç noktaya dikkat etmek gerekir. Mesela 5-6 metreye kadar olan teknelerde kullanılacak derinlik kontrollu sürütme aletinin bumbası 40-50 santimi geçmez. Büyük teknelerde mesela 10-12 metrelik teknelerde bumba boyu 1-1,2 metre kadar olabilir. Aletin paslanmaya karşı kaliteli bir boya ile korunmuş olması veya paslanmaz malzemelerden yapılmış olması önemlidir. Bir tekneye istenirse birden fazla derinlik kontrollu sürütme aleti monte edilebilir. İp yerine ince çelik halat tercih edilmelidir ki zaten yeni modellerin hemen hemen hepsinde çelik halat vardır. 30-40 metrelerde sürütme yapmak söz konusu ise elektrikli modeller kullanım kolaylığı getirir. Ama tabii azımsanamayacak bir fiat farkı da beraberinde gelir. Türkiye suları için elektrili modellerin çok gerekli olduğunu düşünmüyorum, el kumandalılar yeterli olacaktır. Elektrikli bir aletin resmi sarıkuyruk sayfasında vardır. Biraz yüksek fiatlı olduğundan herkes tarafından alınıp kullanılması mümkün değildir. Ama burada anlatılanlar ve sarıkuyruk sayfasında anlatılan teknikleri öğrendikten sonra daha ucuza kendiniz de aynı işi görecek bir şeyler yapabilirsiniz.

 

Aletin kısaca tanıtımı böyledir. Üstte de basit prensip şemasını görüyorsunuz. Daha fazla tanıtıcı bilgi ve kullanma teknikleri ile ilgili bilgileri sarıkuyruk sayfasında anlattık.

Ayrıca açık denizde büyük ve güçlü balıkların avında uygulanacak sürütme teknikleri konusunda sitemiz okurlarından usta balıkçı Nasuhi Albulak kendi tecrübelerini anlatan bir yollamış. Çok değerli bilgiler içeren bu yazıya linki tıklayarak ulaşabilirsiniz. Ayrıca balıkların oltaya vuruşlarının arttığı solunar saatler ve yapay yemlerde renkler ve renk seçimi konuları ile ilgili iki yazısı daha var Nasuhi bey'in onlara da USTANIN SÖZÜ sayfasından ulaşabilirsiniz. Ben bu yazılardan çok yararlandım siz de yararlanacaksınız. Nasuhi beye teşekkürler.

Açıkdeniz Olta Balıkçılığında Çekme (troll) Tekniği

Sayfabaşı

Atıp Çekmeler